İran'a saldırı senaryoları

 

iran'a saldırı senaryoları
İnsanlık tarihine önemli katkılar sağlayan Yahudi milleti hepi topu 16-17 milyon.
"Tüm Dünyayı vatan yapabilmiş" bu zeki topluluk, "devlet kurmaya karar verdi" ve nüfusunun neredeyse % 50'sini İsrail'de topladı.
Bu "toplanmaya-devletleşmeye" güçlendi gözüyle de bakabilirsiniz, büyük risk oluşturdu gözüyle de.
Devletleşmek gerekli miydi? Devlet kurulmasaydı barış içinde, tehditlerden uzak yaşayabilecekler miydi?
Cevabı çok basit: Hayır
Eski çağlarda devlet sahibi olan Yahudiler de, Dünya'ya dağılmış Yahudiler de her çağda tehditlerle yüzyüzeydi. Devletleri varken de "sürgünler ve soykırımlar yaşadılar", Devletleri yokken de.
"Demografik yetersizlik", kurulan devletlerin sürdürülememesinde, en önemli faktör oldu.
"Dünya'yı vatan yapan Yahudiler", devlet kurarak varlıklarını koruyabileceklerini hesap ettiler. Ama, bir yandan da "onları yok etmek isteyenler için", toplu hedef oldular.
Geçmişte, "yetersiz demografik güçleri" nedeniyle, tutunamadıkları bu coğrafyada, modern çağda kurdukları devletle tutunup tutunamayacakları, Yahudiler açısından "en yakıcı soru".
Özellikle "kitle imha silahları", yukarıdaki soruyu daha endişe verici hale getiriyor.
Nüfusunuzun % 50'sinin, "nükleer tehdit altında olan bir devlette yaşadığını" hayal edin. Neler hissedersiniz? Kabus gibi.
Nükleer bir başlık ve bir füze.. 7-8 milyon Yahudi'nin yok oluşu.
Dayanması zor bir tedirginlik.
İsrail; "bekasını riske sokan bütün tehdit değerlendirmelerinde", olası nükleer silah tehditleri, birincil öncelikli tehdit olarak değerlendirmiş.
Begin Doktrini, bu değerlendirmelerin sonucu ortaya çıkmış.
"Begin Doktrini"; en ufak bir nükleer silah olasılığının, gerçek tehdit haline gelmeden vurulmasını, öngörüyor. Ve bu doktrin, 2 kez İsrail tarafından uygulanmış.
  1. "Operation Opera" 1981: "Sovyet soslu Arap Milliyetçiliğinin önemli kalesi, azınlık ırkçısı Saddam'ın Irak'ı"; Fransızlarla işbirliği içinde, "nükleer araştırma merkezi adıyla" Al Tuwaitha Nükleer Merkezini kurar ve Fransa'dan 72 kg. % 93 zenginleştirilmiş Uranyum satın alır. İsrail, ilk önce, silah üretiminin bilimsel çalışmalarını yapan Mısırlı nükleer bilimci Yahya El Meşhed'i 1980 yılında Paris'teki bir otelde öldürür. Ancak çalışmalar kesilmez. Nükleer bomba üretilmesine 1 ay kala, Haziran 1981'de, İsrail; 8 F-16 ve 6 F-15 ile, Ürdün-Suudi Arabistan hava sahasını kullanarak, Bağdat'a girer ve nükleer tesisi imha eder. Ürdün kralı deniz tatilindedir ve İsrail uçaklarını farketmiştir. Ancak onun mesajı bir türlü Saddam'a ulaşmaz. İsrail bu mesajın ulaşmasını da engelelmiştir. Begin doktrini başarılı olmuştur.
  2. "Operation Outside the Box" 2007: "Sovyet soslu Arap Milliyetçiliğinin diğer önemli kalesi, azınlık ırkçısı Esat'ların Suriye'si", Deyrezor bölgesinde "gizli" askeri amaçlı bir nükleer reaktör kurar. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı, bunun gizli bir nükleer çalışma alanı olduğunu ve bildirilmediğini doğrular. Suriye'nin nükleer tesisi Eylül 2007'de, İsrail özel kuvvetlerinin karadan Suriye'ye girişi ve İsrail hava kuvvetlerinin ortak operasyonuyla imha edilir. İsrail elektronik harp unsurları, Suriye radarlarını ele geçirmiş, operasyon süresince Suriye radarlarının sahte gökyüzü görüntüsü göstermesi sağlanmıştır. Begin doktrini yine başarılı olmuştur.
Image
İsrail'e dönük, yeni "nükleer tehdit merkezi" şimdi İran.
İran, 7 Ekim'de "direniş eksenini", yani; HAMAS'ı, Hizbullah'ı ve Husileri İsrail'e saldırttı. Irak'taki Haşdi Şabileri, Kataib Hizbullah'ı, bu saldırıların desteğe görevlendirdi. Yetmedi, İsrail'e 2 kez dron ve füzelerle kendisi saldırdı. Kendisine yönelecek ve rejimini yıkacak devletleri, uzakta meşgul etmek istemiş ve bölgedeki proksi güçleri İsrail'e saldırtmıştı.
Ama başaramadı. İran ve onun "direniş ekseni", İsrail'e yenildi. Direniş ekseni çöktü.
Ardından Suriye'nin ve Lübnan'ın kaybı geldi. İsrail'in yumuşattığı Suriye'de, İran'ın en büyük bölgesel destekçisi Esat rejimi yıkıldı. Lübnan'da Hizbullah askeri ve politik olarak çöktü. Bölgesel işbirliğine açık bir Lübnan hükümeti kuruldu.
İran, sıranın kendisine geldiğinin çoktan farkında.
İran'ın tutunabileceği tek dal, "iyi kötü bir nükleer silaha sahip olmak". Rejim kendi varlığını koruyabilmek için bunu "hayati önemde" görüyor.
Halkın, rejimi değiştirebilme şansı yok. Rejim kökleşti, devlet oldu.
İran halen 6 atom bombası yapabilecek imkana sahip. Kuzey Kore ve Rus-Çin uzmanlarının desteği ile nükleer başlıkları, İsrail'e ulaştırabilecek 3000 km menzilli füzenin üretimi ile meşgul. Nükleer başlığın, zenginleştirilmiş Uranyumu çalıştırabilecek mekanizmaya kavuşması için de ayrıca çırpınıyor. Uluslararası nükleer enerji ajansının şefinin deyimi ile "nükleer silaha 5 dk mesafede". İran BM denetlemelerini de reddediyor. Putin'in Hamaney'le görüşmesi de geri adım attırabilmiş değil.
Peki, İran'a saldırı neden gecikiyor diyebilirsiniz... Begin Doktrininin uygulanması için daha zaman var mı?
Çok yaklaştığımızı değerlendiriyorum.
  • Azerbaycan, İsrail ile daha derin işbirliğine iyice hazırlandı.
  • ABD, Husileri gerekçe göstererek bölgeye yeniden Amerikan kuvvetlerini yığdı..
Bu gibi çok sıcak gelişmeler, İran'a saldırının yakınlaştığına işaret ediyor.
Bu saldırı nasıl olabilir?
Benim 2 senaryom var:
  1. Tahran güneyindeki, Natanz-Fordow-Parchin nükleer silah geliştirme şüphesi taşıyan 3 tesisin imha edilmesi:
Bu senaryoda; Azerbaycan ve İsrail'in işbirliği yapacağını değerlendiriyorum. Muhtemelen, "Özel Kuvvetler" Azerbaycan'dan İran'a sızar. İsrail'den ise hava kuvvetleri İran'daki nükleer tesislere saldırır.
İsrail; Ekim 2024 saldırısında, İran'daki istediği hertürlü hedefi imha edebileceğinin denemesini de zaten yapmıştı. 100 uçakla 100 hedefi başarı ile imha etmiş ve tek bir uçak kaybı olmamıştı.
Image
İran'ın, nükleer silah yapan tesislerini dağın derinliklerine gömdüğünü biliyoruz. Nükleer tesislerin, sadece hava saldırısı ile tahrip edilememe ihtimali yüksek. Bu nedenle, Azerbaycan'dan sızacak İsrail Özel kuvvetlerinin "kara operasyonu" ile nihai sonuca gidileceğini değerlendiriyorum. İsrail, Lüban'da bir Hizbullah tesisini sızdırdığı özel kuvvetlerle yapmıştı. Tecrübesi var.
Bu senaryoda, ABD'nin ise, İsrail'e olası saldırıları önleyici ve operasyonun genel güvenliğini sağlayıcı şemsiye rolü oynayacağını değerlendiriyorum.
2. İran rejiminin devrilmesi operasyonu: Askeri harekat ve toplumsal ayaklanma kombinasyonu ile rejimin devrilmesi.
Image
Bu senaryoda, muhtemelen nükleer tesisler hedef alınmayacak. "İran Rejiminin devrilmesi hedeflenecek". Nükleer sorun, yeni yönetim eliyle çözülecek.
İran rejimi, bölgedeki en katı rejimlerden birisi. Radikal muhafazakarların-Paydarilerin devletleştiği bir rejim. Bu ideoloji, seçimleri bile gerekli görmüyor. Dini liderin ve Devrim muhafızlarının bilinçli tercihleri ile, Paydariler; devlet, bürokrasi, yargı, ordu ve iş dünyasında gücünü konsolide ediyor.
Halkın tek başına bu rejimi değiştirme, demokrasiyi geri getirme şansı yok. Kürtler ve Türkler önemli nüfusa sahip olsalar da rejimi aşabilmeleri oldukça çok zor. Eski Şah'ın, Batıda bazı hazırlıkları gözlenmekle birlikte, pratikte anlam ifade edecek militan güce sahip değil.
Rejimin değişmesi, İsrail'in gizli dehlizlerinde çok önemli bir tercih. Netanyahu'nun, "dost İran halkı yakında bu rejimden kurtulacak" anlamındaki beyanları da oldu.
Yani; askeri operasyonla birlikte, Türkler, Kürtler ve Beluçlar ayaklandırılabilir. Askeri operasyon, "rejimin kilit isimlerine ve devrimin muhafızı elit birliklerine" yönelelirken, halk sokağa ve devlet kurumlarını ele geçirebilir.
Bunun için Türkiye'nin de operasyona katılması gerekebilir. Erdoğan ve kadrosu böyle bir şeye girer mi? Girer. ABD ve İsrail'in dostluğu Erdoğan için büyük kazanç. Burada sıkıntılı olan şu: Erdoğan yönetiminin böyle bir toplumsal hazırlığı yok. Kürtler ve Beluçlar daha hazırlıklı. İran Türklerinin silah pratiği yok.
İran'daki Türkler üzerinde Azerbaycan da etkili olabilir. Bunun etki ölçümünü bilmiyorum. Azerbaycan, Güney Azerbaycan için böyle bir şeye hazırlık yapmışsa Türkiye'ye ihtiyaç daha sınırlı olacaktır.
Sonuç:
  1. Yahudi nüfusunun % 50'sini barındıran İsrail, İran'ın nükleer tehdidiyle yaşayamaz. Bu tehdidin ortadan kaldırılması için şartlar çok uygun. Bu nedenle, benim kanaatim, İsrail'in; ABD desteklese de desteklemese de, İran'ın nükleer silah yapma tesislerini mutlaka imha edeceği yönündedir.
  2. Birinci senaryo; bölgede başka etkiler-çalkantılar oluşturmayacak, Rusya'yı da daha kolay razı edebilecek, bölgedeki büyük taşları yerinden oynatmayacak bir senaryo. Saldırının hedefi, doğrudan nükleer silah yapan tesisler olacak. İran'a, sızacak Özel Kuvvetler risk altında olacaktır. Özel kuvvetlerin iyi korunması gerekir.
  3. İkinci senaryo; İran halkının kendi rejimini değiştirmesi isteğinin gücüne bağlı. Türkler, Kürtler ve Beluçların ayaklanmasını gerektiriyor. Mevcut rejimin yıkılması yetmiyor, yeni kurulacak yönetim üzerinde de uzlaşı gerektiriyor. Böyle bir hazırlık yok. Türklerle Kürtler, müşterek gelecek için stratejik uzlaşı sağlayabilmiş değiller. Bu senaryo bölgeye kalıcı istikrar ve güvenlik getirme potansiyeline sahip. Ancak son derece komplike. İran toplumları üzerinde derin hazırlıkların yapılmış olmasını gerektiriyor. Kendi halkını katletmeye odaklanmış bir rejim var İran'da ve son derece organizeler.
Birinci senaryo, uygulanabilirliği ve daha az komplikasyon yaratma özelliği nedeniyle, daha çok tercih edilebilir gözüküyor.
Nükleer silaha sahip bir İran'ın, sadece İsrail'e değil bütün bölge devletlerine oluşturduğu riski de dikkate alırsak, doğrudan nükleer silah tesislerine saldırı, politik baskıları da azaltacaktır.
İran rejiminin değişmesi daha tercih edilebilir olsa da, büyük dönüşümü gerçekleştirmeye hazır olunmadığını değerlendiriyorum.
Adelina Sfishta

Yorumlar